Temmuz-Ağustos-Eylül 2017 | Sayı: 2

48 TÜYAK YANGIN MÜHENDİSLİĞİ SAYI 2 larlar riski istediğimiz seviyeye getirmek için yeterli mi? • Riski kontrol etmek için aldığımız tedbirler yeni risklere yol açıyor mu? Evet ise bu riskleri yönetebilecek miyiz? • Yasalarımız bu konuda neleri gerektirmektedir? • İyi uygulamalar bu konuda neleri önermektedir? Risk yönetiminde olumsuz etkileri (tehdit) ele aldığımızda, riskin önlenmesi, riskin azaltılması, riskin transfer edilmesi ve riskin taşınması gibi dört ana risk yönetimi tekniğimiz olacaktır. Şirketlerin, riskleri kontrol altına alma yöntemleri, riskin önce- liğinin derecesine (olasılığı ve etkisi yüksek olan hususların de- recesi de yüksek olacaktır) göre ve en öncelikli olandan daha az öncelikli olana doğru sıralanmak üzere aşağıdaki gibi olmalıdır: • Tehlikeyi ortadan kaldırıp, faaliyeti yapmamak: Ticari fa- aliyetlerin varoluş nedenleri mal ve/veya hizmet üretmek olduğuna göre faaliyeti yapmamak mümkün olmayacak- tır. Bu yöntem çoğu zaman yeni yatırıma karar verme nok- tasında ajandamızda olması gereken bir husus olacaktır. • Tehlikeli olanı, daha az tehlikeli olanla değiştirmek: Ya- nıcı ve parlayıcı kimyasal yerine yangın ve patlamaya yol açmayacak kimyasal özelliğe sahip maddelerin kul- lanılması gibi uygulamaların hayata geçirilmesi her za- man üretimin gerekliliği dolayısıyla mümkün olamaya- caktır. Malzeme güvenlik bilgi formlarının iyi analiz edi- liyor olması faydalı olacaktır. • Bu mümkün değilse, tehlikenin izole edilmesi: Patlama duvarları yapılması, robot kullanılması gibi mühendislik önlemlerinin uygulamasını gerektirecektir. • Bu da mümkün değilse tehlikenin azaltılması: Tehli- ke tarafından yaratılacak zararın azaltılması ve çalışa- nın tehlikeden korunması için yapılabileceklerin haya- ta geçirilmesini kapsamaktadır. Bunların arasında sayı- labilecek hususlar: 1. Güvenli çalışma yöntemleri (iş tanımları ve çalışma talimatları oluşturulması ve çalışanlarla paylaşılması), 2. İdari kontroller (devriye atılması, faaliyetlerin belli vardiyalarda yapılması), 3. Acil durum hazırlığı (tüm tedbirlere rağmen, zarara neden olabilecek olayın vuku bulması ihtimaline karşın, hızlı ve etkin müdahale ile can ve mal güvenliğinin sağlanması). • Risklerin transfer edilmesi: Sigorta risk transfer yöntem- lerinden en yaygın olarak kullanılanlarından biridir. • Risklerin taşınması: Firma karşı karşıya olduğu riskleri ve risklerin boyutlarını bilerek ya da bilmeyerek; anla- yarak ya da tam anlamadan taşımayı seçebilir. Risk ger- çekleştiğinde etkilerini yönetmeyi gerektirir. Burada aslında riski nasıl azaltabiliriz sorusu da yanıt bulmuş oluyor. Riski azaltabilmek için olasılığını ve/veya etkisini azalt- mamız gerekecektir. Riskin gerçekleşme olasılığını azaltabilmek için alabileceğimiz bir tedbir deprem (depremin olacağını bili- yoruz ama ne zaman olacağını günümüz teknolojisi ile henüz bilemiyoruz) konusunda olduğu gibi her zaman bulunmamak- tadır. Dolayısıyla risk yönetiminde en çok ele alınan konu risk gerçekleştiğinde etkilerini nasıl en aza indirebileceğimiz ve bu etkilerden nasıl en hızlı ve etkin şekilde kurtulabileceğimiz ol- maktadır. Evet, deprem olmasına engel olamıyoruz ancak dep- rem olduğunda etkilerinin en az olması için alabileceğimiz ted- birlerin ve yapabileceklerimizin sayısı hiç de az değil. Yaşanılan olayları unutmamak ve yaşanılan olaylardan ders çıkartmak; çı- karttığımız dersin gerekliliklerini sürekli iyileştirerek hayatımı- zın bir parçası haline getirmek önemlidir. Riski yönetiminde önemli hususlardan biri de düzeltici (re- aktif) olmak yerine önleyici (proaktif) olmaktadır. Önleyici ola- bilmenin tek yolu da riski doğru anlamak, yani olay olmadan gerekli tedbiri alabilme fırsatını kaçırmamaktadır. Riski doğru anlayıp gerekli fiziki ve idari tedbirleri hayata geçirdikten son- ra yapılması gerekli bir diğer önemli husus da finansal olarak faaliyetimizi ve şirketimizi güvence altına almak için riskimizi sigortaya transfer etmektedir. Risk yönetiminin en önemli adımlarından biri işyerinde ger- çekleştirilen tehlike belirleme ve risk analizi sonrasında uygu- lamaya alınan kontrol tedbirlerinin etkinliklerinin izlenmesi ve gözden geçirilmesidir. Bir kereye mahsus olmak üzere yapıla- cak bu analiz faaliyetlerinin, şirketlere ya katma değeri olma- yacak ya da sınırlı kazandırmaları olacak ve daha da önemli- si kurulmaya çalışılan risk yönetim süreci yaşayan bir süreç ol- mayacak, şirketlerin tozlu arşivlerinde (ki bu arşivlerde şirket- ler için yangının ciddi şekilde ele alınması gereken alanlar ara- sındadır) yerini alan bir çalışma olarak kalacaktır. Yaşayan ve şirketlere katma değer sağlayarak şirketleri he- deflerine ulaştırmak için yapılan bir risk yönetimi çalışması ise sürekli iyileşme prensibi çerçevesinde gözden geçirmede aşa- ğıdaki sorular cevaplandırılmalıdır. • Kontrol tedbirleri planlandığı gibi gerçekleştirilmiş midir? • Kontrol tedbirleri uygulanmış mı ve uygulanan tedbir- ler yerinde tedbirler midir? • Seçilen yöntem doğru ve etkin çalışıyor mudur? • Değerlendirilen risklere ait maruziyet ortadan kalkmış mıdır? • Kontrol tedbirleri, yeni risklerin ortaya çıkmasına neden olmuş mudur? Bu risklerin bize etkileri nelerdir? Bunları yönetebiliyor muyuz? • Riskler “Kabul edilebilir risk seviyesine” indirilmiş midir? Bu kısımda geçen ‘kabul edilebilir risk seviyesi’ risk yöneti- minde geçen zor tanımlardan biridir. Konu finansal riskler ol- duğunda şirketin mali tabloları ve kaybetmeyi göze alabileceği ‘para’nın hesaplanması yatırımcılar tarafından karar verilmesi gereken bir husustur. Bu finansal değere karar verdikten son- ra risk konularını değerlendirirken karar vermek daha kolaydır. Konu, iş güvenliği ve yangın gibi ‘insan hayatını’ etkileyen ko- nular olduğunda iş daha da zorlaşmaktadır. Bir can kaybını fi- nansallaştırmak manevi olarak bakıldığında kabul edilmez bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Risk yönetimi ile ilgili bir önemli konuda 6102 sayılı Türk Tica- TÜYAK Yangın Mühendisliği Dergisi, Sayı 2, s 46-55, 2017

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==