Temmuz-Ağustos-Eylül 2017 | Sayı: 2

kanun yapıcıya sesimizi duyurabiliriz. İtfaiyeye verilen payı yani yüzde 10’u yüzde 1’e indirsinler, ama bize toplam poliçe bedeli üzerinden ödesinler. Ör- neğin araçta sıkışan vatandaşı çıkart- mak olsun, yanan aracı söndürmek olsun, trafik kazalarına büyük oranda biz müdahale ediyoruz. Sigorta şirket- leri, yeterince hızlı müdahale ettiğimiz ve kurtardığımız kişinin hayatta kal- ması sebebiyle, kurtarılan müşterisine fazla yara almadığı ve tedavisi uzun sürmeyeceği için sayemizde birtakım ödemeleri daha az yapıyor. İtfaiyelerin trafik sigortalarından da bir pay alma hakkının olduğu kanaatindeyim. Her sene TÜYAK, sempozyum düzen- liyor. Ben bu tarz etkinliklere sigortacı- ların geldiğini görmedim. Bizden uzak duruyorlar. Umarım Kasım’da gerçek- leştirilecek TÜYAK sempozyumunda sigortacıları da görebiliriz. Çünkü biz sigortacılarla partneriz, neticede bi- zim faaliyetlerimiz onların ödemelerini düşürüyor, devraldığı riski azaltıyor. Biz ilk denetimi yapıp rapor verdikten sonra, orada, herhangi bir zamanda yangın önleme sistemleri açısından bir şeyler devreden çıkmış olabilir. Ama sigortacı her sene poliçesini yapmadan eksperiyle birlikte gidip bina güvenli- ğini test etmeli. O eksperin bizim ekip mensuplarımız kadar bu mevzuata hâkim olması lazım, uzman olması lazım, gördüğü yanlışı da bize bildir- mesi lazım. Dünyadaki uygulamaları böyle. Yurtdışında itfaiyecilik yapan arkadaşlarımızla konuşuyoruz, sigorta şirketinin uygunsuz bir şey gördüğü zaman onlara mutlaka haber verdiğini söylüyorlar. Bizim ise sigortacılarımızla tanışmamız ancak mahkemelerde olu- yor. Her seferinde büyük yangınlardan sonra yetersiz, bilinçsiz ve geç müda- hale sebebiyle bizi mahkemeye veri- yorlar, vatandaşa ödedikleri parayı da bizden istiyorlar. Biz sigorta şirketi de- ğiliz. Öyle bir sorumluluğumuz olsaydı sigorta şirketlerine -en azından yangın riskleri konusunda- gerek olmazdı. Yüksek yapılarda yangın güvenliği, yatırımcının ilk gözettiği kriter olmalıdır Yüksek yapıların yangın güvenliğinin öncelikle o yapıları yapanların sorum- luluğunda olduğu unutulmamalıdır. O yapılar kendileri yangınla mücadele edecek, kendi yangın güvenliğini gö- zetecek şekilde yapılmalıdır. Tasarımda, hatta tasarım öncesi etütlerde yapının yangının çıkmayacağı, çıksa da insan- ların güvenle ve hızlı tahliye olabile- cekleri şekilde olması öngörülmelidir. Bir gün yüksek yapılarda itfaiyenin yangın müdahalesi konusu konuşu- luyordu; ben binalarla merdivenlerin yükseklik yarışına giremeyeceğini söyledim. Merdiven fiziki olarak belli bir yere kadar çıkabilir ama binaların sonu yok, yüzlerce metreye çıkabiliyor. Hatta 1 km yüksekliğe sahip bir bina bile yapıldı, ancak 1 km merdiven yapacak halimiz yok. 24 katlı Gren- fell Tower yangınında itfaiye 12. kata kadar erişebildi ve can kayıplarının eğer her katta enine bariyerler çekil- miş olsaydı, yangın o kadar hızlı bir şekilde yayılmazdı, insanların kaçma- sına fırsat verirdi. Grenfell Tower yan- gını için de görüşüm bu yönde. Aynı yalıtım malzemesi kullanmaları ama katlar arasında yangın geçirimsizlik sağlayacak bariyerler koymuş olmaları halinde bu sonuç alınmazdı. “Sigortacı eksperiyle birlikte gidip bina güvenliğini test etmeli. O eksperin gördüğü yanlışı da bize bildirmesi lazım. Dünyadaki uygulamaları böyle.” tamamı, 11. katın üzerinde yaşandı. Özetle çok yüksek bir yapı tasarlar- ken, yönetmeliklerin de ötesine çıkılıp olabilecek en kötü senaryolar düşünül- meli. Yönetmeliğin yeterli gördüğünün de üzerinde tedbirler alınmalı. Grenfell Tower yangını her ne kadar bir buz- dolabından çıkmış olsa da hızla tüm yapıyı sarması ve elim sonucu, bina yalıtımında kullanılan malzemenin yangın güvenliği açısından uygun ol- mamasından kaynaklandı. Bu binadaki “uygun olmayan” yalıtım malzeme- si, Türkiye’nin bina yalıtımı alanında yaygın biçimde kullanılıyor. Benzer nedenli Polat Tower yangınından sonra arkadaşlarımızla şifai olarak her kat arasına sac bir parçayla engel/bariyer konulması konusunda görüş geliştirdik. Bina sahibi yönetmelikte böyle bir şe- yin olmadığını söylerse, tabii ki çaresiz kalacağımız bir şey. Polat Tower’da Mevcut binalarda yangın güvenlik konusundaki iyileştirmeler güç, zaman zaman da imkânsız olabiliyor Mevcut yapı stoğu, Türkiye’nin büyük sıkıntısı. 2015 yılından sonra binaların tamamı raporlandırıldı, iş yerlerinin yangın güvenlik belgesi al- ması ruhsat mevzuatına ilave edildi. Öyle yerler gördük ki, gereken şartları sağlaması mümkün değil. Revizyona da uğrasa mümkün değil. Örneğin bi- nanın üç tarafı da kapalı, hangi tarafa yangın merdiveni koyulabilir ki? Yeni binalarda da, inşaatın tam ortasında binanın kullanım amacının değiştirilip başka bir yapı türüne çev- rilebildiği duyuyoruz. Bu da başka büyük sıkıntılar getiriyor. Zira yapı- nın kullanın amacı, yangın güvenlik konusundaki tasarımı da doğrudan etkileyen bir faktör. TÜYAK YANGIN MÜHENDİSLİĞİ SAYI 2 67 SÖYLEŞİ

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==